ankarada aşk başkadır

Sitenizi arkadaşlarımın tavsiyesiyle inceleme şansına sahip oldum. Çoğunun ufuksuz, sıradan ve duygudan yoksun, gerçekleşmemiş ve ucuz düş ürünü hikayelerden oluştuğunu belirtmeliyim… Ancak arada bazılarının incelenmeye değer olduğunu söyleyebilirim.Uzun zamandır yazıp yazmama arasında tereddütte kaldım. Aynı boyutta hisseden insanların da olabileceğini düşünüp, anımı paylaşmaya karar verdim. Duygusuz, ruhsuz bir seks, vitrinde sergilenen bir et parçasıyla beraber olmaktan öteye gidemiyor… Hepimiz yaşadığımız süre boyunca, şöyle yada böyle diye tabir edilebilecek birliktelikler yaşıyoruz. Ama içerisinde dizginlerinden koparılmış bir aşk varsa, beyninizin tüm hücrelerinde doyumu hissedebiliyorsunuz. Aşksız doyum sabun köpüğünden öteye gidemiyor. Gelelim yaşadığım anıya1998 yılından başlayıp bugüne kadar uzanan anılar silsilesini kapsıyor aslında. Halen sürdürmekte olduğum mesleğimin Stajyerlik evresini tamamlamış ve meslek sınavlarına girmek için, kırk günlük sınava hazırlık kurslarına kayıt yaptırmıştım. Kışın bütün soğukluğunu iyiden iyiye hissettirdiği Kasım ayıydı. Cuma günü 7,5 saatlik bir yolculuktan sonra Mersinden Ankaraya gittim. Ankara daha da bir soğuktu. Kalın giysilerimle bir penguen den farksızdım. Çok kasvetli ve fazla gri bulmuştum Ankarayı. Planıma göre cuma akşamı Ankarada olacaktım ve Kızılayda bir otele yerleştikten sonra biraz gezip dolaşacaktım. Eşyalarımı yüklendiğim gibi yola koyulup kalacağım bir otel aramaya başladım. Kızılay bembeyaz kar altındaydı, kaldırımlar yer yer buzlanmıştı. Düşmemek için zor duruyordum ayakta. Nihayet güzel bir otel bulmuştum. Kayıt yaptırdıktan sonra odama çıkıp güzel bir duş aldım, üstümü değiştirdiğim gibi kendimi dışarıya attım. Soğuğa rağmen her yer çok kalabalık ve ışıl ışıldı!. Yollarda birbirlerine kartopu atanlar, birbirlerini Güven parkta karların içine yatırıp şakalaşanlarla Ankara sanki kasvetini üstünden atmaya çalışıyor, gülümsüyordu. Tatlı bir huzur kaplamıştı içimi, kente ısınmaya başlamıştım. Bu sıcaklık karnımı acıktırmıştı. Büfeden ekmek arası döner ve yanına da ayran almıştım ki değmeyin keyfime… Açlığımı yatıştırdıktan sonra oturup bir-iki kadeh içebileceğim bir yer aramaya başladım. Sakarya caddesinde bir bara oturup havanın soğuğuna inat rakımı yudumlamaya başladım. 2 saat kadar sonra otele tekrar döndüm. Ertesi ve ondan sonraki gün oldukça yoğun geçecekti. Kurs sabah saat 08:00de başlayıp, akşam 18:00 de bitiyordu ve 40 gün boyunca her hafta sonu aynı şeyi yaşayacaktım. Döndükten sonra biraz Tv izleyip, biraz kitap okuyup uykuya daldım. Sabah kalkıp tıraş olup, duşumu aldıktan sonra güzel bir kahvaltı yaptım ve yola koyuldum. Hala kar yağıyordu, sokaklarda insanların bir yerlere yetişmek için gösterdiği tatlı bir telaş, arabalardan yükselen klakson sesleriyle Ankara güne hazırlanıyordu. On dakikalık yolculuktan sonra kurs yerindeydim. Kantine inip Nescafemi aldım ve saatin dolmasını bekledim. Henüz yeni yeni geliyordu insanlar. Kantin masalarında kızlar ve erkekler ayrı ayrı gruplanmış sohbet ediyorlar, birbirlerini tanımaya çalıyorlardı. bir şeyler okuyor, oyalanıyordum ve sonradan çok iyi dost olduğum bir sesle kendime geldim:- Merhaba, günaydın.- Merhaba- Adım Ali, oturabilir miyim?- Memnun oldum, adım Ulaş, buyurun lütfen.Tanışma merasiminden sonra kurs salonuna çıktık. Sevecen, sıcak biriydi. Yerimize geçtik. Ankaradan tanıdığı arkadaşlarıyla tanıştırdı. Derken ders başladı. Hayatımızdaki en önemli şeyi gerçekleştirime ciddiyetiyle hocamızın anlattıklarını pür dikkat kesilmiş, hipnotize bir vaziyette dinliyorduk. 10 dk. Geçmişti ki kapı çalındı. Kısık, mahcup ve ürkek bir ses- Özür dilerim, geç kaldım, girebilir miyim?- Buyurun lütfenAnfiyi topuklarından yükselen hızlı ve panik adımlama sesleriyle inleterek arka sıralardan birine ilişti ürkek ceylan yavrusu. Ders devam ediyordu. Nihayet 10 dk.lık mola. Aliyle kantine inip çaylarımızı alıp masalardan birine iliştik. Alinin tanıştırdığı ve adının Özlem olduğunu öğrendiğim bir afet-i devran oturuyordu masada. Kahvaltısını henüz yapamamış, evden börek getirmişti. Sıcak ikramına dayanamayıp biz de ikramından bir parça aldık. Nişanlıydı Özlem; ama bakışları, edası, girişkenliği, rahat tavırları, ses tonuyla fazla çapkın biri olduğunu gösteriyordu. Yakınlaşmıştık. Espriler, sıcak diyaloglarla kahkahalar yükseliyordu masamızdan. Mizacım gereği, soğuk durmayı, çekimser kalmayı sevmem. Ortamdan olumlu elektrik aldıysam katılımcılığı severim. Isınmıştık birbirimize ama nişanlı olması bir yerlerde durmamı sağlıyordu. Fasılalarla devam eden ders aralarında birçok insanla tanışma şansım olmuştu. Masamız artık epey kalabalıklaşmıştı. Sıcak bir grup olmuştuk. Akşam için programlar bile yapılmaya başlanmıştı. Bir yerlere gidilecek ve eğlenilecekti. Özlem ve Ali yapıyordu programı. O gün için son dersti artık. Son arada, anfiye gelen bayanın kantinin en arka masalarından birinde ürkek, kendi halinde oturduğunu gördüm. Öyle güzel, öyle masum bir yüzü vardı ki saatlerce oturup izlenilesi bir tabloyu andırıyordu. Tepkisinin ne olacağına aldırmaksın yanına gittim, yüzünün yaydığı ışıktan kendimi alamıyordum. Aya inat yansıyan mavi bir ışık hüzmesi.- Merhaba.dediğimde kafasını kaldırıp ürkek bir tavır ve ses tonuyla- Merhaba dedi. Dokunsam kaçacaktı sanki.- Adım Ulaş, sizin de bir adınız vardır umarım.Yarı gülümser, yarı mahcup ses tonuyla,- B. dedi.- Rahatsız etmek istemem ama, katılmak ister misiniz bize?- Yooo. teşekkür ederim, böyle daha iyi.- Peki, siz bilirsiniz. Tekrar memnun oldum.Masama döndüm ama Özlem bir yandan benimle sohbet ederken, diğer yandan göz ucuyla B.ye bakıyordu. Rahatsız olmuş gibiydi. Akşam ders bittikten sonra toplandık. Beni Özlem götürecekti gideceğimiz yere. Ali eve uğrayıp eşini de alıp öyle gelecekti. Aklım hâlâ B.deydi. Yolda Özlemle sohbet ediyorduk şuradan buradan. Derinliğime inen meraklı soruları vardı. Evli olup olmadığım veya bir sevgilim olup olmadığı türünden sorular. Çankayaya doğru ilerliyorduk. Özlemin nişanlısı askerdeymiş, 4 ayı kalmış dönmeye, yaza doğru evleneceklermiş. Babası Ankarada emekli olduktan sonra ailesi asıl memleketleri olan Kırklareline taşınmış. Üniversiteyi bitirdikten sonra Özlem babasının da yardımıyla Ankarada bir firmaya girmiş ve yıllar sonra müdür olmuş. Muhasebe müdürü Özlem. Özlem alımlı kız, Özlem güzel, Özlem fettan, Özlem yanardağlardan süzülen lav. Yakıp kavuruyor değdiği yerleri. Nihayet geldik programlanan yere. Oldukça şık ve güzel bir yer. Sohbet etmeye devam ettik, bir süre sonra Ali ve eşi geldi. Kendisi gibi Alinin eşi. Sıcak, sarıp sarmalayan, sevecen mi sevecen bir insan. Çabuk kaynaştık. Yeme-içme faslı ağırdan alınıyor, demleniyorduk, gece uzayacak gibiydi. Harika bir müzik çalıyordu. Ali ve eşi dansa kalktılar ve ardından ben ve Özlem. Öyle sarılmıştı ki Özlem, tanımayanlar bizi sevgili sanırdı. Alinin gözünden kaçmamış, liseden arkadaşı Özlem ve çok iyi tanıyor. Arada;- Bu kıza dikkat et, baştan çıkarabilir seni demişti.Ama kızın durdurak dinlediği yoktu, mesafeli yaklaşmama, henüz birkaç saatlik tanışmamıza rağmen fazla sokulgan davranıyordu. Göğüslerini göğsüme iyice yazlamış, sımsıkı sarılmıştı. Arada, bilinçli yaptığını kesinlikle biliyorum, göbeğiyle penisime baskı yapıyor, sallandıkça iyice sürtünüp tahrik olmamı sağlıyordu. İri gözlerini gözlerime dikmiş, tepkimi bekliyordu. Ateş basmıştı her yanımı. İstem dışı titriyordum. Yüzünde hınzır bir gülümseme vardı. Ama yine de dikkatli olmaya çabalıyordum. Gece bitti ve dönüyorduk artık, güzel bir gece yaşatmışlardı bana, sağolsunlar. Dönmek için arabalarımıza ilerlediğimizde Ali bu gece onlarda da kalabileceğimi bütün sıcaklığı ve dostluğuyla söylemişti. Özlem; bende de kalabilir dedi. Ama otele döndüm. Özlem beni buruk bir şekilde bıraktı otele. Ertesi gün görüşmek üzere vedalaştık. Sıcak bir duş ve güzel bir uykudan sonra Ankaranın yine karlı yüzüne merhaba dedim. Yine aynı telaş ve ders faslı. Kurs yerine yine erken gelmiştim. Kantine indiğimde bir gün öncesinin geç kalmışlığını telafi edercesine bir masada sadece B.. otuyordu. Yanına gittim- Merhaba, günaydın.- Günaydın- Hayırdır, dünün geç kalmışlığını telafi ediyorsun sanırım- Evet, dün utandım biraz, ayıp oldu- Çay içelim mi- Ben alabilir miyim?- İlk ben teklif ettim ama.- Peki, şekersiz olursa sevinirim- Baş üstüne Prenses hazretleri… gülümsedi, kısık bir tonla. Gün aydınlandı yüzünde ve gönlümde, çok güzel gülümsüyordu. Uçarak gidip aldım çayları- Teşekkür ederim, zahmet oldu.- Ne önemi var Prenses, emir kabul ederim.- Estağfurullah ama bana Prenses demeseniz!!!!- Bir Prensese başka türlü nasıl hitap edilir ki.Gülümsedi yine, kısık kısık güldü. Gün yansıdı gönlüme, ışıklar içindeydim.Yavaş yavaş kursiyerler gelmeye başlamıştı. Özlem uçarak girdi içeri ama beni B.yle görünce yüzünün haritası değişti. Yavaş ve emin adımlarla masamıza geldi. Elinde folyoya sarılmış bir şey vardı, söze girdi- Günaydın, rahatsız etmiyorum ya!!!B. yine o bildik mahcup ve tedirgin yüz haline büründü. Sessizdi, bir şey söylemedi.Sözü aldım:- Günaydın, gel, otur lütfen. Tanıştırayım sizi; B. bu da ÖzlemÖzlem baştan aşağı süzüyordu B.yi, B. rahatsız olmuştu, Özlem kendinden son derece emin, mağrur bir edayla kuruluverdi masaya. Derken hafifçe kalktı ve bana doğru eğildi ve iki yanımdan öptü;- Dün geceden beri nasılsın?B.nin yüzü değişti, ışığı sönmüştü sanki, karanlığa gömüldü.- İyiyim sağolun, Aliyle beraber çok güzel bir konukseverlik gösterdiniz, çok teşekkür ediyorum, bunu unutmayacağım. Nişanlınla, ki kısmetse eşin olacak, Mersine geldiğinizde sizi ağırlamaktan müthiş keyif alacağım.Özlem belli etmemeye çalışıyor ama her halinden verdiğim cevaptan rahatsız olduğunu davranışlarıyla gösteriyordu.- Kıymalı börek yapmıştım, belki kahvaltı yapmamışsındır diye düşündüm.- Çok incesin, kahvaltı yapmıştım ama tabiki hayır demem.Ali geldi bu arada, uykulu mahmuru gözlerle.- Günaydın,- Günaydın Ali, hadi buyur bak Özlem börek yapmış, soğutma.- Valla kaçırmam, hanım erkenden gitti işe, kahvaltı yapmaya üşendim.Yeniden kahvaltı faslı, ders derken öğle arasını bulduk. Özlemi iş yerinden çağırdılar, gidip dönecekti. Alide eşiyle yemek yemek için çıktı, davet etti ama kabul etmedim. Yalnız kalmıştım. B. yoktu ortalıklarda. Yakınlarda yemek yiyebileceğimiz bir yer aradım. Harran Kebap Salonu, neyin nesidir anlamadım ama bir şeyler atıştırmak gerekiyordu. İçeri girdiğimde B..de ordaydı, bir mükafattı sanki benim için. Yanına yaklaştım:- Beklediğin kimse yoksa beraber yiyelim mi?- Tabiki buyur lütfen, Özlem yok galiba!!Dedi, ses tonu çok manidar ve iğneleyiciydi.- Hayır, işe gitti.Yemeklerimizi yedik ve bir saatlik arada sohbet edebileceğimiz kadar sohbet ettik. Yumuşamıştı. İlgilendiğimin farkına varmıştı. Hatta oradan ayrılırken muzipliğini takınıp şemsiyemi o almıştı ve tutmuştu bize. Buzlar erimişti. Özlem ve Ali gelmediler derse, beraber oturmuştuk aynı masaya. Yakınlaşmaya başlamıştık. Kursun o gün bitmesine yakın Ali ve Özlem beraber geldiler, B.yle dışarı çıkıyorduk. Biletimi alıp gece 24te Mersine dönecektim. Özlem atıldı hemen:- Akşam bir yerlere gideceğiz, hadi gidelim.B. yine en mahsun halini almıştı. Masum gözlerle bana bakıyordu.- B.ye sözüm var, kusuruma bakmayın, onunla bir yerlere gideceğiz.dediğimde Özlem avını parçalamaya hazır bir panteri andırıyordu. B. gün aydınlığı yüzüne tekrar kavuşmuştu. Ama nezaketi de elden bırakmak istemiyordu.- Sözleştiyseniz sizi alıkoymiyim, ben gidicem zaten dedi. Zaten sözleştiğimiz bir şey yoktu B.yle ama Özlemi atlatmak istiyordum. Bu durumdam Ali daha da keyiflenmişti.- Hadi Özlem biz gidelim, onların programlarını bozmayalım.Özlem istemeyerek de olsa ayrılmıştı bizden, vedalaşarak ayrıldık onlardan ve B.yle yürümeye başladık.- Neden programımız olduğunu söyledin, program yapmamıştık ki.- Ne yani, demek benimle program yapmak istemiyorsun, demek beni bir Prensesle program yapmaktan alıkoyucaksın!!!- Ya hayır öyle değil ama sözleşmemiştik.- Tamam işte, şimdi sözleştik, istemiyor musun yani?- Olabilir ama ben de Konyaya gidicem, fazla vaktim yok.- Olsun, vaktin olduğu kadar. Hemen sıkıldın mı yani benden, istemiyor musun beni?- Yo öyle değil!!!- Tamam o zaman gidiyoruz- Nereye?- Çıldırmaya.- Ama lütfen geç kalmayalım- Emirdir Prenses. Demek ki eğlenilecek ve Prenses geç kalmayacak.Gülüştük ve Çankayada keyfimize göre bir yer bulduk. Gözlerimi artık alamıyordum ondan, gözüm başka bir şey de görmek istemiyordu. Dünyam o olsun istiyordum, bütün hayatım onunla dolsun istiyordum. Israrlarımla iki kadeh şarap içmişti, yanakları al al olmuştu, şişede kalan şarap daha da kıskanmış B.nin yanaklarını. Kadehimi yanağına doğru uzattım.- Sence hangisi daha kırmızı?- Ayyy. inanmıyorum, çok mu kızardı?- Öyle yakışıyor ki. Lâlin gerçek tonunun bu olması gerekiyor. Ama hangi ressam bu tonu tutturabilir ki. Tanrı bile övünmüştür şimdi kendisiyle. Gün yüze lâl yanak.- Utandım.. Gece bitmesin istiyordum, prangayla bağlanmıştım adeta ona. Nasıl olabilirdi, bu kadar kısa sürede, nasıl, nasıl, nasıl.- Kaçta kalkıyor otobüsün- 22de, saat kaç- 21- Gidelim mi?- Gitmesek olmaz dimi?Gülümsedi yine, gülümsedikçe ömrümden birkaç ömür yitiriyordum..- Peki kalkalım..- Her şey için çok teşekkür ederim, benim için çok farklı bir geceydi.- Laf mı Prenses, ne yapabildim ki? Telefonunu almamda bir sakınca yoktur umarım, arayabilirim seni değil mi?- Tabiki, ben de aliyım seninkini, telefonlaşırız ama telefonumu çaldırdığında rahat konuşamazsam anlayışla karşıla lütfen. Bizimkiler meraklıdır, fazla soru sorarlar.- Demek ki Prenses esaret altında. Böyle bir güzellik korumam altında olsa ben de hassaslanır, kimlerin aradığını merak ederdim.- Şımartma lütfen, abartıyorsun, ben Prenses değilim ama bizimkiler fazla meraklı.- Ariycam seni PrensesTelefon numaralarımızı verdik birbirimize. Otele uğrayıp eşyalarımı almam gerektiğini beni bekleyip bekleyemeyeceğini sordum. Geç kalıp kalmayacağımızı sordu. Geç kalmayacağımızı, en azından onu uğurlamak istediğimi söyledim. Kabul etti ve otele geldik, apar topar eşyalarımı alıp lobiye yanına geldim. Yola koyulduk, ama içim gitmesini istemiyordu, yol boyunca sohbet ettik. Terminalde onun biletini alıp peronlara geldik. İçim böyle göndermeye el vermiyordu. Çantalarımı yanına bırakıp 2 dk. beklemesini, sigaramın bittiğini söyledim. Peki, dedi. Konya arabasından bir bilet de kendime aldım. 2 saat daha görmek bile kârdı benim için. Ama o bunu bilmiyordu. Otobüsünün kalkış saati gelmişti, vedalaştık. Yerine kuruldu ve el salladı. El sallayıp yürümeye başladım, birkaç otobüsü geçtikten sonra arkalarından dolaşıp onun otobüsüne geldim ve muavine eşyalarımı verdim. Orta kapıdan içeri girip bir arkasındaki koltuğa oturdum. Beni görmüyordu. Derin derin dalmış uzakları seyrediyordu!. Mesaj yazmaya koyuldum.- Prenses, şimdiden özledim seni Cep telefonunu aldı ve eli titriyordu, aradan görebiliyordum. Bir şeyler yazmaya başladı. Telefonumu titreşime almıştım. Mesaj geldi:- Ben de, kendine iyi bak Prens inanamıyordum, galiba benden hoşlanıyordu. Otobüsün kalkmasına birkaç dakika kalmıştı, yeniden bir mesaj göndermiştim:- Sana eşlik etmemi ister misin?- Delisin sen, yapamazsın ki?- Yaptım bile, arkana dön ve merhaba de. Arkasına döndü ve en gülümser ve en şok haliyle;- inanamıyorum sana dedi ve oturup gülmeye başladı. Yanındaki kadın ikimize bakıyordu. Eğilip:- Yapabiliyor muşum demek, galiba deliyim!Yanındaki kadını yer değiştirmek için ikna edemedim ama olsun 2 saat daha görebilecektim. Şimdilik bu da yeterliydi. Yol kısa sürdü, bitmesin istiyordum ama bitti. Terminalde abisi ve babası karşıladı, alıp gittiler yüreğimden büyük bir parça kopararak. Bir sonraki hafta sonuna kadar nasıl bekleyecektim, zaman geçer miydi?Onlar ayrıldıktan sonra indim ve Mersine dönmek için otobüs aramaya başladım. 02:00de araba vardı. Epey bekleyecektim. Hafızamda olduğu kadarıyla şiirler göndermeye başladım telefonuna. Müsait değildi sanırım, 01:30 gibi aradı gülümser ve sıcak tavrıyla. Deli olduğuma kanaat getirmişti artık, hala inanamıyordu onunla Konyaya kadar geldiğime. Sıcak ve sarmalayıcı bir sohbetti. Yarım saate yakın konuştuk telefonda ve sonrasında Mersine döndüm. Sabah uyanır uyanmaz artık ilk işimiz telefona sarılmaktı. Kırk yıldır hasret, kırk yıldır ayrı gibiydim onunla. Telefon yetmiyordu, sesini duymak yetmiyordu. Bir-iki gün içerisinde telefonda sevişmeye başlamıştık. Telefonla dokunabiliyor, mesajlarıyla tenini hissedebiliyordum. Bu şekilde onunla olmak acı veriyordu. Dayanamıyordum artık. Anlaştık ve Perşembe günü Ankarada olacaktık. Sürecin bu kadar hızlı ilerlemesi beni de korkutuyordu ama bir girdaba düşmüş gibiydim ve akıntıya bırakmıştım kendimi. Ne olursa olsundu. Sırılsıklam tutulmuştum çünkü, vücudumun kimyasını değiştirmişti ve aynı etkileşimi o da ifade ediyordu bana. Başka türlü bir şey de umurumda değildi. Beğeniyor, beğeniliyor ve yüceltiliyordum. Kaç erkek veya kadın yaşadığı bir beraberlikten dolayı kendini ayrıcalıklı hissedebiliyor. Bal gibi de ayrıcalıklıydım ve ona da ayrıcalıklı olduğunu hissettiriyordum. Perşembe zor geldi, bir ömür beklermişcesine zaman geçmek bilmedi. Çarşamba günü gece yola çıktım, Perşembe sabahı orda olacaktım. O da sabahtan İzmir caddesinde beni bekliyor olacaktı. Yol boyunca şoförün bütün silsilesine küfür ettim. Bana göre yavaş gidiyordu ve zaman geçmek bilmiyordu. Yola çıkmadan önce oteli arayıp ikimizin adına yer ayırttırdım. Nihayet Ankaradaydım. Servise binip İzimir caddesine geldiğimde gözlerime inanamadım. Benden önce ordaydı. Uçarak indim servisten. Öyle sarılmıştık ki, iki koca dağın, çölün suya hasreti gibi kenetlenmiştik. Kokusu bambaşkaydı, gün ışığıma kavuşmuştum. Binlerce öpücük konduruyordum yüzüne, alnına boynuna. Hâlâ utangaç ve mahçuptu. Yüzünü aldım avuçlarımın arasına, güneşi avuçlarımın arasında hissediyordum. Gözlerinde binlerce yıldız, sarmaya, öpmeye doyamıyordum. Eşyalarımı aldım ve otele geldik. Yukarıya çıkmak istemedi benimle, utangaçtı, ne kadar ısrar ettiysem nafile. Sorun değildi, yukarıya çıkıp eşyalarımı bırakım, ve çantamda onun için hazırladığım iki hadiye paketini alıp aşağıya indim. Lobide verdim birinci hediyesini, paketi heyecanla açtı ve ardından yüzünde güller açan bir gülümseme. Küçük bir ayıcık vardı kucağında, çok mutlu görünüyordu, uzandı ve sıcacık bir öpücük kondurdu dudaklarıma. Eşyaları hâlâ lobide yanımızdaydı, hazırlanıp hazırlanmayacağını sordum. İtiraz etmedi ve eşyalarını alıp yukarıya çıktı. Heyecanla onu bekliyordum, bir yandan da inanasım gelmiyordu, o artık sevgilimdi. Yarım saat kadar sonra indi lobiye, harika görünüyordu, saçlarını arkadan topuz yapıp toplamış, hafif bir makyaj yapmıştı. Üzerinde siyah ve şık bir manto, altında ince, dar boğazlı bir kazak ve altına da diz kapaklarına kadar uzanan dar bir mini etek giymişti. Gözlerimi alamıyordum, güneş gibi parlıyordu karşımda, ışıklar içerisindeydi. Çıkıp akşama kadar dolaştık dışarıda, akşam için program hazırlamıştık. Gidip bir yerlerde baş başa eğlenecektik. Ayıcığın patisine dokunduğunda- I Love You diyordu. Parmakları aynı ritme alışmışcasına sürekli dokunup duruyordu ayacığın patisine. Büyülenmiş gibiydi. Söze girdi:- Biliyor musun? Sıkılmadan sonsuza kadar dinleyebilirim bu cümleyi.Gülümsedi, gülümsedikçe gün devriliyordu gözlerinin akşamında.Kahvaltımızı yapıp uzun uzun hasret gideriyorduk. O da hâlâ inanamıyordu yaşadıklarına, ben alamıyordum gözümü yaydığı gün ışığına. Dışarı çıkıp saatlarce dolaştık, çocuklar gibi şendik. Akşam Kızılayda bir bara oturup beraberliğimizin tadını çıkardık. Harika bir müzik eşliğinde, belki de bize öyle geliyordu, saatlerce dans ettik. Kollarımda bir bulut kümesinin yumuşaklığını taşıyor gibiydim. Bu kadar duru, bu kadar beyaz. İnanasım gelmiyordu. Dans ederken fısıl fısıl konuşuyorduk:- Biliyor musun? Bir erkekle daha önce yaşadığım en ileri şey ele ele tutuşmaktı. Şu an bir erkekle, kollarımda, sarmalamanın yetmediği erkeğimle koyun koyunayım.- Biliyor musun? Gün ışığı bu denli hiç yakmamıştı benliğimi, bedenimi. Işığımsın, sebebimsin.Başı omzumdaydı. Sıkı sıkıya sarılmıştı, tek vücut gibiydik. Hiç bu kadar içmediğini söylemişti, arka arkaya şarap kadehlerini bir bir yuvarlamıştı. Yanakları şarabın kızılına inat al aldı. Epey yarılamıştık geceyi ve sevgilim epeyce çakırkeyif olmuştu. Toparlandık, dönme vaktiydi artık ama çakırkeyf olmasına rağmen gecenin nasıl biteceğini biliyor ve tedirginliğini yansıtıyordu. Otel yakındı, öpüşerek, sarılarak usul usul kathediyorduk mesafeyi. Lobiden anahtarımızı alıp asansöre bindik. Ellerimiz, vücutlarımızın her noktasına temas ediyordu. Odamızın bulunduğu kata gelmiştik. Eğilip kucağıma aldım ve koridoru uçarcasına geçtik adeta. Anahtar elimdeydi, kapıyı açıp ayağımla ittim ve içeri girdik. Topuğumla kapadım kapıyı. Oda sokak ışıklarıyla, ben onun yüzüne baktıkça aydınlanıyordum. Usulca yatağa bırakıverdim ve yanına uzandım. Soluksuz kalmış gibiydik, derin derin soluyorduk havayı. Yüzünde, vücudunda dolaşıyordu ellerim. Gözleriyle bir şeyler anlatmak istiyor gibiydi. Adeta, daha fazla ileri gitmeyelim, bu kadarı bile benim için fazla, der gibiydi. Acemi, ama içten öpücükleri vardı. Uzun uzun öpüşüyorduk. En mükemmel mevsim meyvesinden bile alamayacağım tadları, dudaklarından alıyordum. Ama nafile, yavaş yavaş üzerindekileri çıkarmaya başlamıştım. Pardesösü, eteği, kazağı, ayakkabıları ve derken iç çamaşırlarıyla kalmıştı. Öylece bırakıp doğruldum yerimden. Mini dolaba ilerleyip şarap şişesini aldım. Merakla beni izliyordu yerinden yarı doğrulmuş şekilde. Mantarını açıp yanına geldim. Şişeyi dudaklarına uzattığımda suya hasret çöl gibi yudumlamaya başladı. Dudaklarının kenarlarından süzülenleri dilimle almaya başladım usul usul. Ardından şişeyi doğrultup birkaç yudum aldım ve başucumuzdaki komodinin üzerine bıraktım. Dadaklarımız kenetlendi önce, alev parçası dudakları dudaklarımın arasındaydı. Artık hiçbir şeyi umursamıyor gibiydi, rahatlamıştı. Kıvranıp duruyordu kollarımda. Ellerim, pürüzsüz bacaklarında, kadifeden yumuşak vücudunda dolaşıyordu. Kazağımı ve fanilamı çıkarmama yardımcı oldu, üstüm çıplaktı ve üzerine çekmişti beni. Vücuduna vücudumla dokunmak tamamen beni baştan çıkarmıştı. Sütyenini çıkardım, harika ve dimdik göğüsleri vardı. Uçları yüzüme dönüktü, bir yandan boynunda dilimi gezdiriyor, bir elimle göğslerini avuçluyordum. Avucumdan taşarcasına iriydiler. İşinde mükemmeliyetçi bir heykeltıraşın elinden çıkmışçasına kusursuz bir vücutla karşı karşıyaydım. Dokunmak yetmiyor, öpmek bir o denli eksik kalıyordu. Göğüslerine uzanırken elinin kemerimi çözmeye çalıştığını fark ettim. Pantolonumu çıkarıp attık bir kenera. Göğüsleri göğüs kafesimi zorlarcasına kenetlenmiştik. Vücudunun vücuduma değen her yeri, çıplaklığı yakıp kavuruyordu beni. Çılgınca öpüşüyorduk. Elimi külodunun yanından geçirerek aşağıya indirmeye çalıştım, çıkarmamak için itiraz etti. Tedirgin olmuştu. Çenesinin gamzesinden aşağıya, göğüslerine, göbek çukuruna inerek vücudunun her zerresinin tadını almaya çabalıyordum. Kasılıyordu. Göbeğinde dilimi gezdiriyordum, kadınlığının kokusu artık ciğerlerimin en derin noktasına kadar hissedilebiliyordu. Dilim külodunun üzeri ve kasıklarında dolaştığında yay gibi gerilmişti. İki elimle külodunu yanlarından çektiğimde artık itiraz etmiyordu. Bacaklarıyla yardımcı olarak çıkarmama izin verdi. Vajinasının o muhteşem kokusu daha da kesif bir hal alarak burnumdan ciğerlerime dolmuştu. Sağ ayak bileğini tutmuş ve usul öpücükler kondurmaya başlamıştım. Ayağının baş parmağı dudaklarımın arasındaydı, dilimi etrafında döndürüyordum. Yavaş yavaş ayağından yukarı dilimle hareket edip baldırlarına, diz kapağına ve bacağını kendime çekerek kasıklarına ulaşmıştım. Ensemden ve saçlarımdan sıkı sıkıya kasıklarına bastırıyordu beni. Kesik iniltileri yayılıyordu odaya. Kasıklarının etrafında dolaşıyordu dilim, sonra vajinasının çevresinde. Tüylerinin yeni temizlendiği belliydi, klitorisi şişmeye başlamıştı. Usulca dilimi etrafında gezdirmeye başlamıştım. Sonra bacaklarını geriye çektirip yavaş yavaş yanlara doğru açtırmıştım. Bir kolum kavis çizmiş şekilde göbeğinin üzerindeyken parmaklarımla vajinasının dudaklarını ayırmış, diğer elimle külodumu çıkarmış ve ardından göğüslerini okşamaya başlamıştım. Yavaş yavaş dilimi vajinasının dudaklarında gezdirmeye başladım. Bu tat dayanılmazdı. Her türlü bildik tadı bastırmaya namzet, dayanılması mümkün olmayan bir tadtı. Titremeye başlamıştı. Kısık kısık çığlıklar atıyor, kalçasını ileri geri hareket ettiriyordu. Demek sevişmek öğrenilmiyordu, acemi olmasına rağmen kendisini içgüdülerine teslim etmişti. Titremeleri şiddetlenmeye ve ardından kasılıp kalmasına neden olmuştu. Kalçaları bir süre hareketsiz kaldıktan sonra yatağa düşmüştü. Bacak arasından yavaş yavaş dilimle göbeğine, göğüslerine ve oradan da boynuna doğru uzanmıştım. Penisim vajinasının hizasındaydı. Yüzünü avuçlarımın arasına alıp dudaklarından öpmeye başladım, baygın gibiydi. Penisimi bir elimle tutup vajinasının dudaklarının, o muhteşem ince çizgisinin arasında gezdiriyordum. Kalçaları yeniden hareketlenmişti. Penisim vajinasının üzerinde gezinirken, ıslaklığıyla kremlenmiş gibiydi. Yavaş yavaş penisimin ucunu o ince çizginin arasına yerleştirmeye başlamıştım, korkuyordu. Öpüşüyorduk. Hafif hafif ilerlemeye başlamıştım, yüzü acı çeker bir hal almıştı, öylece bıraktım. Kesik ve ince sesi yükseldi:- Yeter artık, ne olacaksa olsun.Biraz daha ilerlemiştim, kaskatı kesildi, penisim prese alınmış gibiydi.- Dayanamayacağım, çok acıyor, devam etmeyelim lütfen.- Sabret birtanem, az kaldı, bitiyor artık Omuzlarımdan geriye itiyordu beni. Biraz daha yüklendim, canının çok acıdığı belliydi.- Yapamayacağım, canım çok yanıyor, keselim artık.- Bitiyor meleğim, biraz daha sabredersen acın sona erecek, emin ol.Bunu söylerken bir dağı iki kulağından ayırıp ortadan bölmüş gibiydi penisim. Azar azar ilerliyordu. Nihayet son durağa gelmiştik. Ağlar bir vaziyetteydi.- Nolur yeter, canım çok yanıyorDudaklarından öpüp yüzünü avuçlarıma aldım:- Kadınsın artık, bitti, kadınımsın.- Ulaş, lütfen, bayılmak üzereyim, bırak lütfen deyip kenara çekildi. Yan dönüp bacaklarını karnına çekti, canının çok acıdığı belliydi. Kasıklarını, karnını avuşturuyordu. Arkasından yanına sokulup sarıldım:- Meleğim, bitti artık, başardın, canın artık hiç acımayacak.- Olmaz olsun böyle bitiş, komaya gireceğimi sandım, canım çok acıyor- Hadi gel, sıcak bir duş sancına iyi gelir, rahatlatır seni.Demek ha deyince olmuyormuş, bunu ilk defa yaşamıyordum, kadınlar mutlaka çok fena bir acıya katlanmak zorunda kalıyorlar. O esnada zevk yaşamaları pek mümkün görünmüyor. Zar zor yerinden doğrultarak duşa doğru götürdüm onu. Su sıcaklığını ayarladıktan sonra sifonu omuzlarından başlayarak vücudunda gezdiriyordum. Suyun sıcaklığı yavaş yavaş kasılmasını ortadan kaldırmış, rahatlatmıştı. Sifonu kasıklarında dolaştırıyor, bir elimle de masaj yapıyordum. Su zerrecikleri bir mermerden aşağıya kayar gibi süzülüyor, göbeğinin üzerinden kasıklarına doğru akıyordu. Gevşemiş, rahatlamıştı.- Devam et lütfen iyi geldi.Diyordu, eliyle kasıklarına masaj yapan elimi iyice bastırıyordu. Gözü hala kaskatı yerinde duran penisimdeydi.- Seni tatmin edemedimDerken yüzü hüzünlü bir hâl almıştı. Neredeyse ağlayacaktı. Küvetin kenarına oturmuş, başı önündeydi. Bacaklarının arasından süzülüp pembeye dönüşen suya bakıyordu.- Artık bir kadınım- Evet … Sonra dönüp yukarıya yüzüme doğru baktı ceylan gözleriyle- Senin kadının- Tamamen benim kadınım. Ama bitmedi, şimdi kadınlığının tadını çıkarmaya başlıycaksın.- Yine mi aynı acı, ama canım çok yanıyor, devam etmesek olmaz mı?- Artık yanmıycak, geçti artık, göreceksin.Havluyu alıp, usul usul kuruladım onu. Ardından o da beni. Elinden tuttum, odamıza yöneldik. Yatağın kenarında ayaktaydık. Belime sarılmıştı, penisim göbeğiyle göbeğim arasında kalmıştı. Uzanıp dudaklarını dudaklarımın arasına aldım. Göğüs uçları göğsüme saplanmak istercesine zorluyordu. Yavaş yavaş yatağa uzandık. Kulak memelerini emiyor, dilimi kulağının etrafında gezindiriyordum. Eli penisime uzanmış, avucunun arasında ileri geri hareket ettiriyordu. Nabız gibi atıyordu penisim. Omuzlarını öpüyor, aşağıya göğüslerine iniyordum. Ardından dilimle ve dudaklarımla vücudunda kavisler çizerek aşağıya inip kasıklarına ulaşmıştım. İki elimi kalçalarının altına koyduğumda bacaklarını iki yana aralayıp arzuyla kadınlığını bana uzatmıştı. Kalçaları yumuşacık ve eriyecek gibiydi avuçlarımın arasında. Dilim kasıklarının arasında, vajinasının üstünde, göbek çukurunda dolaşıyordu. Kalçaları yine dans etmeye başlamıştı. Klitorisini dudaklarımın arasına alıp sulu bir şeftaliyi emer gibi emiyordum. Ellerimi kalçalarından çekip bacaklarını omzuma aldım. İki yana iyice ayırarak dilimi vajinasının derinliklerine indiriyor, arada klitorisine küçük ısırıklar atıyordum. Çıldırmış gibiydi, başımı iyice bastırıyordu kasıklarına. Vajinası iyice sulanmış, tadı emsalsiz bir hâl almıştı. Birden doğruldu yerinden ve:- Bana oral seksi öğret lütfen, ben de sana aynısını yapmak istiyorum, bütün sınırları zorlayalım lütfen. Sevgilime en güzel anları yaşatmak istiyorum.- Peki, kendini bana bırak o zaman.Altmışdokuz pozisyonuna geldik yatakta. Kalçaları yüzümün ortasındaydı, biraz daha eğilmesini sağlayıp iki elimle kalçalarını ayırdım. Penisimi kökünden yakalayıp usul usul ucunu öpüyordu. Yönlendiriyordum onu.- Dilini ucunda, etrafında gezdir, em onu.Dediklerimi birebir yapıyordu. Vajinasını şimdi daha iyi yalıyor, derinliklerine daha rahat ulaşabiliyordum. Etrafında geziniyor, kalçalarının arasını, küçük noktasını yalıyordum. Çıldırmış Gibiydi. Penisimi deli gibi emiyordu. Kalçalarımla ona yardımcı oluyor, boğazının derinliklerine doğru ileri geri hareket ettiriyordum. Sanırım aldığım alkol, erken boşalmamı engelliyordu. Bir süre sonra onu ters çevirip kucağıma oturttum. Penisim göbeğime yaslanmış, vajinası üzerindeydi. Yerimden doğrulup dudaklarını dudaklarımın arasına aldım. Çıldırasıya öpüşüyorduk, acemi öpüşleri geçmiş, daha arzulu ve yakıcı bir hâl almıştı. Biçimli ve dolgun dudakları dudaklarımın arasında eriyor gibiydi. Öpmeyle doyulacak gibi değildi. Kalçalarını iki elimle yakalayıp penisimin üzerinde ileri geri hareket ettiriyordum. Ritmi anlamıştı. Bir şey yapmama gerek kalmaksızın kalçalarını kucağımda ileri geri hareket ettiriyor, penisimi vajinasının ince çizgisinin üzerinde gezintiye çıkarıyordu. Dayanamıyordum artık. Penisimi ucundan tutup vajinasının o kadife dudaklarının arasından yavaş yavaş içeri doğru hareket ettirmeye başladım. Kalçalarıyla bana yardımcı oluyordu. Şimdi daha rahat ilerliyordu penisim. Canı acımıyordu önceki gibi. Yarıya kadar gelmiştim. Bacaklarını alttan tutup kucağımda oturtup kaldırmaya başladım. Her kaldırıp oturtuşumda alt dudağını ısırıyor, inliyordu kesik kesik.- Evet, sonunda oldu.Dedikten sonra ellerimi çekip yavaş yavaş sonuna kadar oturmaya başladı penisimin üzerine. Tamamını almıştı içine, yüzü kaskatı kesilmiş, kesik kesik nefes alıyordu. Elleriyle göğsüme yaslandı sonra fısıltılı bir ses tonuyla kesik kesik ve inleyerek konuşmaya başladı. Nefesi ilk baharı tomurcukları açtırıyordu yüreğimin her yerinde, bahar oluyor, bahar kokuyordum:- Bunu başarabileceğime inanmıyordum, korkutmuştu beni ama şimdi tamamı içimde.- Hepsi senindir meleğim, tamamen seninim.Yavaş yavaş oturup kalkmaya başladı sonra. Penisim ucuna kadar vajinasından çıkıyor, sonra usul usul oturmasıyla derinliklerinde kayboluyordu. Baş parmağımla klitorisini okşuyor, ovalıyordum. Sonra ritmini biraz daha hızlandırıp ileri geri hareket etmeye başladı. Zincirinden koparılmış aç birer hayvan gibiydik. Göğüslerini avuçlarımın arasında eziyor, uçlarını küçük küçük ısırıyordum. Artık içgüdülerimiz yönlendiriyordu bizi. Hâlâ boşalamıyor, buna inanamıyordum. Hareketlerimiz iyice hızlanmıştı. Kucağımda deliler gibi hareket ediyor, penisim vajinasının kayganlığıyla hızla derinliklerine girip çıkıyor, çıkan ses iyice çıldırtıyordu beni. Sonra kucağımdan çekip, yatağın ortasında dizlerinin ve ellerinin üzerinde durmasını sağlayıp arkasına geçtim. Kalçalarının arasında penisimin ucunu vajinasının etrafında gezindirme başladım. İyice sabırsızlanmıştı. Usulca ucunu yerleştirdim, dudaklarının arasına, yavaş yavaş ilerledi penisim. Menzilini biliyor, kendinden emin ilerliyordu derinliklerinde. Sonunda tüm derinliğine kadar saplandı. Etrafımda binlerce yıldız dans ediyor gibiydi, bir cennet bahçesine dalmış gibiydim. Kalçalarımız artarak hızlanmaya başladı, ritmi öğrenmişti artık sevgilim. Harika sevişiyordu. Canı yanmıyordu, zevk alıyordu, tüm benliğiyle eşlik ediyordu. Göğüslerini okşuyordum bir elimle ve hızla sokup çıkarıyordum penisimi. Epeyce bir vakit geçmişti, zaman zaman yığılıp kalacak gibi oluyor, kasılıyor, vajinası penisimi kas katı kavrıyor, orgazmlar yaşıyor, artık yüksek sesle çığlıklar atıyordu. Doyamıyordum. Boşalmam çok fazla gecikmişti. Penisim içinde nabız gibi atıyordu. Yüzü koyun uzanmış, penisim içindeydi. Yatağın iki yanına ellerimi dayamış hızlı hızlı sokup çıkarıyordum penisimi.Testislerim kalçalarında şaklıyor, bu hem ona hem bana ayrı keyif veriyordu. Yüzü yastığa dayalı, bugüne kadar görmediğim farklı bir tebessüme bürünmüştü. Mutluydu sevgilim halinden, keyifliydi. Terlemiştik. Işıl ışıl parlıyordu vücudu, doyumsuz bir görünüm sergiliyordu bu haliyle. Alnında çiğ taneleri vardı adeta. Penisimi çekip vücudunu kendime doğru çevirip üzerine uzandım. Bacaklarını iki yana biraz daha ayırıp penisimi vajinasının derinliklerine ittim. Artık zorlanmıyordu. Yüklenmemle birlikte yine kasılmaya başladı, bir süre öylece kaldık. Vajinasından süzülen sıvıları kasıklarımda hissedebiliyordum. Onu deliler gibi öpüyor göğüs uçlarını emiyordum. Yavaş yavaş tekrar hareketlenmeye başladım. Penisim içine hızla girip çıkıyor, kalçalarıyla o bunu daha da hızlandırıyordu. Öyle hızlı hareket etmeye başlamıştım ki, bacaklarını belime iyice sarmalayıp elleriyle kendine iyice çekiyordu. Prangaya alınmış gibiydim. Gözümden şimşekler çakmaya başlamıştı, kasılmaya başladı tekrar öyle sıkı sıkıya kenetlemişti ki beni, penisim tümüyle içinde kaybolmuştu. Bu orgazmı diğerlerinden daha şiddetliydi. Vajinası penisimin etrafında kasılıp duruyordu. Kaskatı kesilmiş, gerilmişti. Göğsümü çok feci ısırıyordu, canım yanıyordu ama umurumda değildi. Bir süre sonra bacakları ve sırtıma doladığı elleri gevşemeye başladı. Usul usul hâlâ penisim vajinasında bir ileri bir geri hareket ediyordu. Dudakları dudaklarımın arasındaydı, dilini emiyordum. Bir süre sonra kasılmaya başladım. Hızla çıkardım penisimi içinden. Göbeğine doğru boşalmaya başladım. Bir yandan bana, bir yandan penisimden boşalan sıvılara bakıyordu. Şaşırmıştı. Ne yapacağını bilmiyordu. Kaskatı kesilmiştim. Yanına, köküne yediği son balta darbesiyle yıkılmış kavak gibi düştüm. Terden sırılsıklamdım. Penisimi okşuyor, bir yandan da beni öpüyordu.- Buna inanamıyorum, neler hissettiğimi anlatamam, kelimelerle ifade edilecek gibi değil. Sımsıkı sarıldı sonra yan dönüp. Her tarafıma öpücükler konduruyordu. Komodinin üzerindeki peçetelerden alıp üzerini temizledim. İtiraz etti önce temizlememe, dokunup algılamaya çalışıyordu- Seni tatmin ettim, bu benim için tarifsiz bir duygu şu an. İmzanı taşıyorum üzerimde.Bu tanımı hoşuma gitmişti. Beraber imzalarımızı atmıştık bedenlerimizin ötesinde benliklerimizin üzerine. Sonra üzerine boylu boyunca uzandı. Başını göğsümün üzerine koyup sımsıkı sarıldı. Muzaffer bir komutan gibi gururluydum. Sonra o muhteşem, güne inat yüzünü avuçlarının arasına alıp, dirseklerini göğsüme dayadı. Gözlerimin içine bakıyordu ceylan gözleri. Tarifsiz bir mutluluk ve tebessüm vardı dudaklarında ve yüzünde. Tarifsiz kokusu yayılmıştı odanın her yerine, inanılmaz bir kokuydu.- Biliyor musun, seni daha önce tanıyamamış olmaktan dolayı çok şey kaybetmişim. Seni anlayamayacağın derecede, her şeyden öte seviyorum. Çok şanslıyım. Tarifsiz duygular yaşıyorum. Yüzünü göğsüme iyece yaslayıp, yüzünü, saçlarını okşamaya başladım.- Bulutlara, yıldızlara dokunuyor gibiyim. Hayatıma girdiğin günden beri bir peygamber edasıyla dolaşıyorum ortalıkta. Daha önceleri nerelerdeydin? Seni seviyorum demek nereye kadar yeterli, ne kadar anlamlıdır ki!!!… Şimdi yaslandığın yer zehir zıkkım bir cehennem, eşkıya iniydi. Dokundun, cennet bahçesine çevirdin. Dilediğince hüküm sür. Var olmasını, çarpmasını dilediğin, istediğin sürece senindir.Usul usul inci taneleri dökülüyordu gözlerinden. Yanıma uzanıp sıkı sıkı sarıldı.- Beni hep böyle sev, bırakma olmaz mı?Alnından öpüp göğsüme iyice yasladım. Göz yaşlarıma hâkim olamıyordum. Koyun koyuna deliksiz bir uykuya daldık. Hiçbir zaman bu denli huzurlu ve mutlu uyuduğumu hatırlamıyorum. Sabah uyandığımızda yeniden tarifsiz ve emsalsiz bir sevişme yaşadık.Devamı mı? Daha sonra. Hâlâ devam edip etmediğini soruyorsanız, ayrıldık. Şaşırmayın, gerçekten ayrıldık. O şimdi evli ve bir çocuk annesi. Neden diye sormayın lütfen, epeyce vaktinizi aldım zaten!!!! Başka zaman devam etsek olmaz mı? Mail yazmak isteyenleri bekliyorum. Onunla yaşadığım diğer anılara gelince. Yazmaya çalışacağım mutlaka. Sevgiyle kalın. Gönlünüzden ışık ve sevgi eksik olmasın.

aşk mutsuzuyum

Aşk Mutsuzuyum (İtiraf) arkadaşlar bugün sexten bahsetmek istemiyorum.yanağına güldüşmüş bahar yüzlü tomurcuğum sabrım aklımı zorluyor sev hadi nazar boncuğum. seni gördüğüm gece ay tutulur dil yutulur bütün dertler unutulur bırak kalbim alev alsın bırak derdin beni sarsın harca beni her halinle aşkın canımı alsın…… bugün hiç aklımdan çıkmayan içimde hiç sönmeyen beş yıllık ilişkiden bahsetmek istiyorum. güzel ıstanbulun güzel bir semtinde 33 yaşında muhtar oldum ve kendi isteğimlede bıraktım birgün muhtarlığa biri girdi göz göze geldiğmizde onunda benimde hayat bağlarımızın koptuğunu hissettim ve tanıştık öğretmenmiş. ve benim o anda hayatımın değişeceğini bbilemezdim kendimi manyakca ve hayatın tüm tat ve zevkine bıraktım hiç kimseyi ve hiçbirşeyi takmadan tam beş yıl çılgınca bir aşk girdabında buldum ve şarkıda gecen sözler gibi sabrım aklımı hep zorladı herşeyimiz karıştı tabi ikimizinde masallardaki aşk gibi ve çılgınca ıstanbulun her yerine silivriye boluya yalova melekeler adası burgaz kısaca heryerde her ortamda manyakce sevişmeler denizin içinde deniz manzaralı balkonda ayışığında anadan doğma sılov şarkılarla dans cilgınca sex her yerimi doldur bütün deliklerime gir senden başka kimseyi hayat boyu düşünmeyeyim dedikce ben daha da tarif edilmez duygularla tüm deliklerini doldurdum hem bedenlerimiz hemde ruhlarımız orgazm oluyordu ve birgün rüyadan uyandım çünkü ben hamileyim ve beni alacaksın dedi ama bu imkansızdı çünkü ben zaten evliydim ve üç çocuğum vardı ve biz ayrıldık ama ne onun içindeki nede benim içimde aşk ateşi sönmedi rüzgara yakalanmış yelkenli gibi hala dolaşıyorum kendime liman bulamadım. bu başımdan gecenler yazımı okuyan evli bayan ve bay site dostlarıma belki ibret olur ve sakın sonunda fırtına cıkacağını biliyorlarsanız limandan ayrılmayın.hoşca kalın. Gönderen: [email protected]

Artık Sıcak Bir Aşk Dünyasında Escort Bayanlar Olacak

Elit bir alanda bunların göz doldurucu renkleri Sincan escort her türden rutinden kurtularak, sizlere güzelliğin yepyeni bir ritim kazandığı efsanevi seanslarını sunabilir. Ancak bununla güzellik tertemiz bir bölüm içinde yaşanır ve bunları etkileyici olduğu sağlıklı alanlarda daha farklı seksüel oyunlarla zenginleşen fanteziler gerçekleşebilir. Heyecan veren şeylere yakın durmak için sadece uygun bir trajik bölüm belirlenebilir ve bu deneyim içindeki erkek kendi istediği arzuları gerçekleştirmek için istediği genç escort seçimlerini yapabilir. Konuşmak ve anlaşmak için uygun görülen lokasyonlar Sincan escort bayan olduğunu ve farklı alternatifler içindeki bayanların ilgi gören fotoğrafları olduğunu fark edeceksiniz. İşte bu noktada artık seçim yapmanın bir erkek nazarındaki ayrıcalıklı noktalara tekabül ettiğini ve bu yaşamın bununla zenginleşen noktalarında erotizmin tavan yaptığını görebilirsiniz.
Sonucunda istediğiniz şeyler sizleri doğru noktalara taşıyabilir ve her zaman hayaller kadar gerçeklerinde yaşanacak olduğu noktalarda, pürüzsüz bedenlerin daha çok ilgi gördüğü sevişmeler gerçekleşebilir. Her türlü yeni temas sizlere kafa yapısının bir gece olsun kusursuz bir kaçamak alanında olacağını ve bunun özel kadınlarla iyi bir karar almanın sonucunda gerçekleşecek olduğunu gösterecektir. Yeni köprüler kurarak iletişim zenginliğini yakalayacak ve aheste kadınların ipeksi bedenlerinde daha nazik bir tavırla escort hizmetlerini gerçekleştirmiş olduğunu Escort sincan göreceksiniz. Yepyeni bir duruma ulaşmak artık kafadaki o esrarengiz olayların büyüsünü çok daha derinden bulduğunuz bir noktada ve zenginliğin çok daha net olduğu harika noktalarda görülecektir.

malum ask

Malum Aşk! Selamlar, Şimdi diyeceksiniz ki; Kiracı, hikayelerinden biri daha yeni yayınladı. Nereden buluyorsun bu kadar işi? Haklısınız! Ama etrafında 10 `larca dişi bulunan ve işini bilen bir erkek sizce ne yapmalı? Geleni kapıdan kovup sonrada “Ah ulan zamanında neden sikmedim bu parçayı! Bak şimdi başkaları sikiyor” diye hayıflanayım mı yani..? İş yapmak istiyorsanız önce belli bir kadın potansiyeline sahip olmalısınız. Bu potansiyeli sağlamak zor olacaktır ama sonra rahat edeceksiniz. Çünkü elinizdeki garanti kadınlar size garantisi olmayanlarıda geçirtecektir. Her neyse. Hikayeye gelelim. Geçenler de memlekete gittim. İşten izin almıştım. Memlekettende bir arkadaşın kasabasına gittik. Kasabada da ertesi gün birinin düğünü varmış. Herkes çok güzel göründü gözüme. Bunda gurbetçilerinde payı yüksekti tabi. Bir gün yattık. Ertesi gün akşama doğru herkes düğün salonuna gidiyordu. Yolda gezerken birinin giydiği kıyafet dikkatimi çekti. Görüntüsü pejmürdeydi ama ayakkabısıyla ayağındaki o çoraplar bir ömre bedeldi. Bilirsiniz benim ne ayakçı olduğumu. Bizim Nihat `ın bekaretini bozduğum kız kardeşide böyleydi, oda memleketinden şehre gelmişti. Sanırım bu küçük yerlerde de acip güzel kızlar yaşıyor da bizlerin haberi yok.. Neyseki kızı biraz sonra düğün salonunda seyredecektim. Salona girdiğimde onu aradı gözlerim.Buldumda. Düğün boyunca ayaklarını seyrettim. Sikim inanın zonkluyordu. Sonra arkadaş yanına gidip konuştu. kız çıka çıka baba tarafından akrabasının kızı çıkmasın mı? Yahu kedi gibi düştüm dört ayak üzerine. Arkadaşa dedim çağır eve gidelim. Arkadaş derim o sonra gelir dedi. Şimdi görürler söz olur dedi. Tamam dedim. Biz eve gittik kız yaklaşık 1 saat sonra geldi. arkadaşa Meliha yok mu diye sordu.Meliha arkadaşımın ablası.Evli. (Ona da atlardım ama tipim değil.Neyse.) Bak bu Kiracı dedi. Tanıştık. Epeyce sohbet ettik. Arkadaş ben yatıyorum ne haliniz varsa görün dedi. Yat dedik. Arkadaş kızın yanında iken bana; gel yatağın bu dedi. Bahaneydi.Yanına gidince; sikeceksen yukarı çıkın sakin olur dedi. Buraya belki babam gelir dedi. Tamam dedim. Çiğdem gel yukarı çıkalım dedim. Burada sesimiz gidyor, birde gülüyoruz rahatsız olurlar dedim. Tamam dedi. Yukarı çıktık. Ayaklarım ağrıyor dedim. Seninkiler ağrımıyor mu? Hemde nasıl dedi. Gıdıklanır mısın dedim. Biraz dedi. Ver biraz oviym dedim. Al dedi ve ayaklarını oturduğu yerden bana uzattı. Konuşuyorduk.Uykum geldi dedi. arkaya doğru uzandı. Ben hala ayaklarını ovuyodum. Elim eteğin altından uzanan yumuşak, çoraplı ayaklarına dokununca içim bi hoş oluyordu. Sonra birini sertleşmiş sikimin üzerine koydum. Hoşuna gidiyormu dedim. Hımmm diye bir ses çıkardı. Başka yerlerinide ovmak istiyorum dedim. Tamam dedi ve derin bir nefesle iç geçirdi.. Ayağının birini arkama aldım.Diğerini de aşağıya sarkıttım. Bacak aralarına yerleşmeye hazırdım. Sarkıttığım ayağın dizinden başlayıp popsuna doğrue elimi hızla yukarı çıkarırken dudaklarına buse kondurmak için üzerine eğildim. Ve öptüm.Hafif ağzını araladı.Üst dudaklarını emmeye başladım. Elim alttarafta gelip gidiyordu. Sikimin sertliğini hissetsin diye alttarafta kalçamı ileri geri hareket ettirip baskı yapıyodum. Vücudu nemlenmiş yumuşamıştı. Dekoltesine elimi atmıştım. Rujlu dudaklarını öpüyordum.iki elimi omuzlarına attım.Güya elbisenin askılarını indirecektim ama olmadı. Ellerimi sırtına doğru sokup fermuarını zarzor açıp ancak indirebildim. Hiç kıpırdamıyordu. Göleri kapalıydı. Üzerinden doğruldum. Bir elimi memesine diğerini çoraplı bacağına attım. Bana mısın demiyordu. Şans benden yanaydı yine. Nemlenmiş vücuduna simler yapışıp kalmıştı. Memeleri küçüktü.Ben küçük memeleri çok sevmem ama yinede sertliğine ve tadına bakmadan geçemem. Kulağına eğilip herkes gerdeğe girdi, ya biz nolacaz dedim. Bizde girelim dedi fısıldayarak. Ama dedim. Korkma ben zamanında girdim dedi. Ne zaman dedim.O Almanyada beni aldattı ayrıldık boşver hadi girelim dedi. Biraz yalayım mı dedim. Hemen gir daayanamıyorum dedi. Uykum geldi dedi. Benimde gelmişti esasında. Hemen elimi atıp çorabında bir delik açtım. Külodunu kenara kaydırıp am yolunuda açtım. Fermuardan siki çıkardım. Biraz amına sürttürdüm.Kaygandı.Islanmıştı. Ayarlayıp yavaş yavaş girip çıktım. Sonra bir ara hızlandım. Yatağı tırmalıyordu.Sırtımı tırmnaklıyordu. 15 dakika sonra amına boşaldım.Bir ihtiyaç molası verdim. Gelip bir daha girdim. Bir kere daha ihtiyaç molası verdim bir daha girdim. Çok su içimiştim. Erken boşalıyodum..Üçüncüde üzerine yığılıp kaldım. Öylece uyuya kalmışız. Acaba sabah bir gren olsaydı ne derdi. İki gün sonra bir daha geldi. Parlak beyaz bir çorap vardı ayağında bu sefer bayağı seksi olmuştu. Yukarı çıktık. Ayağına saldırdım. Baş parmağını emmiyor yiyordum. Sonra ayağa kalktı. Yine etekliydi. Arkasına geçtim diz büklümlerini emdim. götünün kıvrımlarını dilledim. Bu sefer jest aypmış Çorabın alrına bişey giymemişti. Çıkla göt ve am vardı çorabın içinde. Sonra birde yeni banyo yapmış.Daha şampuan kokusu geliyordu amından ve götünden.Amı mis gibi kokuyordu. Kırmızıydı.Tüysüzdü. Çorabını sıyırdım bacaklarında kaldı. Hafif eğildi sikimi arkadan amaına doğru saldım. Sonra birden göt deliğine kaydı sikim. Biraz oraya zorladım. Tarzım değildi ama bilerek yaptım. Hafif girince çığlık attı. götüne şaplak attım.Sus dedim duyacaklar..Amında devam ettim. Yorulunca otur dedim. Sonra külotlu çorabın tek ayağını serbes bırakıp bacak aaralarına girdim. Şap şup sesler çıkartarak sikiyordum. Yorulduğum yerded e öpüşüyorduk.. Bu sefer uzun zaman sonunda boşaldım.Dinlendik yemek yedik,içtik. Kasabadan artık ayrılacaktım. Gitme nolur dedi. Bende gene gelirim dedim. İnşallah yine giderim. Belli mi olur değil mi ?

aşk oyunu

slm ben alı bu sıteye yeni girdim farklı erotik ve pornografik cogu enteresan cogu hayal fantazi hikayelerle dolu kısmen gerçek bende hikayemi anlatayım bundan 6 ay önce başladı hayatın oyunu çok güzel alımlı çekici ve seksi genç kapı komşum sürekli bana bakıp beni takip ettigini farkedince bende ona degişik gözle bakar ve izler oldum.Eşinin ilgisizliginden bahseder eskisi gibi beraber olamadıklarını söyler dururdu bunun sebebinin kendisini aldattıgını dan başka kadınlara birlikte oldugunu tahmin ediyordu.Ondan intikam almalıydı onu kıskandırmak için her şeyı yapabilecegini hatta başka bir erkekle yatabilecegini bu erkek neden sen olmayasın deyince heycandan yaragım kalktı arzula dıgım kadınım kendini bana sunuyor adeta sik diyordu ama bunun ken istedigi gibi olacagını her ieyin sırayla yavaş yavaş önce arkadaş sonra sevgili öpüşmek dokunmak en sonundada sikişmek karı koca olmak dedi ç Biz başladık konuşmaya birbirimizi tanımaya ben onu tanıdıkça aşık olmaya onu düşünmeye onu arzulamaya başladım her şeyin bir an önce olmasını bekler oldum oda benimle konuşmaya başlayınca kocasıyla hiç birlikte olmadı sevgili olmuştuk yavaş yavaş onu öpmeye hafiften hafiften dokun maya onu hissetmeye başladım beni kendine aşık etmiştii Artık öpüşmek dokunmak yetmiyor onu istedigimi söyluyordum oda daha zamanı var diyerek

evliiken aşk yaşamak

selam arkadaşlar ben izmirden hasan 41 yaşındayım. Hikayem 2007 yılının nisan ayında geçti. neyse hemen hikayeme geçeyim. Eşimle çok tartıştığım bi dönem de netteki arkadaşlık sitelerine girdim. Sadece Evli bayanlarla yazışıyordum. Böyle bir zaman da Berna adında bir bayanla tanıştım.Onun da eşi ile sorunları varmış yaklaşık 2 hafta boyunca sadece kanka muhabbeti yaptık.Daha sonra birbirimize canım cicim muhabbeti ile devam ederken birbirimizi çok istemeye başladık. Yüzyüze buluşmaya karar verdik ve İzmirin güzel bir sahil kasabasına başbaşa gittik. Odaya girer girmez öpüşmeye ve birbirimizin üzerlerini yırtarcasına çıkarmaya başladık. İkimizde çırılçıplak kaldıktan sonra berna beni yatağa sırt üstü yatırdı benim yapmak istediklerimi o bana yapıyordu. her yerimi yaladı bir ağzına alışı vardı anlatamam bende çok uyarıldığım için hemen 69 olduk ben onun amını yalarken şakır şakır boşalıyordu. Bana yalvarıyordu ne olur sok diye benim de 19 luk yarrak ha patladı ha patlayacaktı dedimki giriyorum gir aşkım dedi seni içimde istiyorum yaklaşık 5 dk. gidip geldikten sonra patlayacam dedim aşkım içime patla dedi korunuyormuş ben de çok dolu olduğum için içinde patladım. sırtüstü biraz uzanıp birer sigara içtikten sonra hasanım ben arkadan istiyorum dediğinde çıldıracaktım. Hemen göt deliğini yalamaya başladım yaklaşık 5 dk. kadar yaladıktan sonra o aldı beim küçük oğlanı ağzına başladı saksafon çekmeye ben de amından gelen yumuşaklığı parmağımla göt deliğinini açıyordum. önce kafasını yerleştirdim acıyor falan demeye başladı hayatım sıkma kendini sen istedin dedim bir soktum ki benim küçük hasanı çeşme inledii sanki ama git geller başlayınca sadece aşkım orası senin götüm senin ilk kez orayı sana patlattırdım dedi ve götüne boşaldım. biraz dadaha dinlendikten sonra bu seferde saksafon çalarak ağzına boşaldım bana çok güzel bir gün geçiren aşkım berna ile hala görüşüyoruz ve değişik fantazilerle yaşıyoruz.bana izmirden yazmak isteyen evli bayanlar arayışlar devammmmmmmm
Canli sikiş sohbeti yapmak için beni araya bilirsiniz. 00 237 800 00 66

aşk ki başımın belası o

Büyük bir aşkla bağlanıyorum birlikte olduğum kadınlara ve adamlara. Umutsuz bir vakayım kimilerine göre belki. Ama ben kendimin mutluluk vahasıyım. Eşlere üçüncü olurum diye verdiğim ilandan sonra yaşadım bu anımı. Yazıştım onlarla ve buluştuk. Evlerine götürdüler beni. 30-35 yaşlarındaydılar. Kadın    en güzel kıyafetleriyle süsledi bedenimi. Tangasını, Külotlu çorabını , mini eteğini giydirdi bana. Ve kocasına öyle sundu beni. Yeni bir gelin edasıyla süzüldüm adamın karşısında. Adam önce öpücüklere boğdu , sonra karısının giydirdiklerini çıkardı birer birer. Birlikte bütün vücudumu yaladılar    doyasıya. Sonra da ben onları yaladım. kadın iki eliyle ayırarak kalçalarımı kara deliğimi sundu adamın önüne. Ve adam kudurmuş köpekler gibi becerdi beni. Spermleriyle suladı heryanımı .Doymak bilmez bir seks tutkunuyum. Ve aşkla bağlanıyorum birlikte olduğum her kadına ve adama. Sonra adamın gözleri önünde çıldırasıya seviştik kadınla. kadınlığına ve arkasına sahip oldum. En sert darbelerimle doldurdum deliklerini ,adamdan intikam alıyordum sanki. Üzerine yığılıp kaldığımda Adamın yağmur gibi spermleri akıyordu üstümüze. Bir yağmur sonrası mutluluktu yerde kıvrınan bedenlerimiz. Son bir    gayretle kuştüyü bir yatağa attık kendimizi. Şimdi biz iki kadındık. Birbiriylreyarışan iki penis emici. Kim kaparsa onun ağzında büyüyordu adamın penisi ve yüzümüze boşaldı adam son enerjisiyle damarlarında kalan. Üç mutlu beden sarılıp birbirimize belkide en tatlı rüyalarına yöneldik ömrümüzün.Gönderen: Ersagun