esra ablanın kölesiyim

İlkokul ve ortaokuldayken şubat tatillerinde dayıma giderdim. Gündüzleri evde dayımın kızı Esra ablayla kalırdık. Esra abla benden 4 yaş büyüktü, çocukluğumuzdan beri hep oyun oynadığımız için çok yakındık. Yere oturup monopol oynardık. Karşıma eteğiyle otururdu. Oyuna kendini kaptırınca eteği yukarılara doğru sıyrılır beni deli ederdi. Benim baktığımı fark eder ama bişey söylemezdi. Bazen kendi pulunu ayağıyla ilerletirdi, biçimli ayakları ve açılan eteğiyle müthiş bir manzara oluşurdu. O büyük olduğu için genelde hep oyunda daha iyi durumda olurdu. Onun oteline geldiğimde çok para ödemem gerekirdi, o kadar param olmadığı için iflas durumuna gelirdim ama oyun bitmesin diye ona yalvarır ne istersen yaparım derdim. Bazen bana makyaj yapmak isterdi, bazen kendi elbiselerini giydirir öyle oynamamı isterdi. Ona yalvarmam hoşuna giderdi, oyunda kötü duruma düşünce başla bakalım yalvarmaya beni ikna edersen devam ederiz derdi. Bir gün ben yine yalvarırken “oradan olmaz, ayaklarımın dibine eğil ve öyle yalvar” dedi. Ben ayaklarının önünde diz çöktüm, gözümün önünde bir çift çok güzel ayak duruyordu. Sonra ayaklarını öpmemi istedi. Ayağının üstüne bir öpücük kondurdum. O günlük kabul etti. Artık pişti, kız tavlası, her oyun yalvarma seansına dönüşüyordu. Ertesi gün ayaklarının altını öpeyim diye yalvarmaya başladım. Yere yattım ve o her ayağının altını 10ar kez öpmemi istedi. Tam başlamıştım kapı çaldı ve aynı apartmanda oturan arkadaşı burçak abla geldi. Onlar biraz konuştuktan sonra bana dönüp hadi yat yere dedi. Esra abla cezamı burçak ablaya anlattı ve çok güldüler, bense yerin dibine geçmiştim. Ama kızın da hoşuna gitti ve cezamı çekmem gerektiğini söyledi. Yere yattım, Esra abla gelip ayağının altını öptürmeye başladı. İlk ayak bitince “cezanın kalanını burçak versin” dedi. Ben kabul etmedim ama burçak abla çorabını çıkarmıştı bile. Esra abla zorla beni onun oturduğu yere çekti, koltuğun altında kafamı onun ayaklarına bastırdı. Tamam bırak öpücem dedim. Kız ayağını uzattı ve öpmeye başladım ama Esra abla “ayağının altını öpeceksin” diye araya girdi, baştan saymaya başladı. İşim bitince oyun oynayalım dediler. Onlar iki kardeş prenses oldular ben de uşakları sebastiyan. Esra ablamın elbiselerini giyip, takılar takıyorlardı. Sözde bir davete gideceklerdi ve hazırlanıyorlardı. Bana devamlı emir veriyorlardı. Uşak şu ojeyi ver, sebastiyan kırmızı çoraplarımı getir onları giymek istiyorum, kraliçenin (yengemin) topuklu ayakkabılarından getirip giydirmemi istiyorum gibi. Davete giderken ben arabacı oluyordum. Kanepeye 2 sandalye koyup araba yapıyordum. Kanepeye çıkmak için beni yere yatırıp üstüme basıp çıkıyorlardı. Dönüşte her şey tersine işliyordu. Benden ayakkabılarını, çoraplarını çıkarmamı istiyorlardı. Oyunda gece olunca onlar yatağa yatıyordu ben yere. Sabah uyanıp benden yüzlerini yıkamak için su istediler. Tabi ki sadece bununla kalmayıp ayaklarını da yıkamamı istediler. Banyodan getirdiğim boş leğende sözde ayaklarını yıkadım. Yengemin kurabiyeleriyle kahvaltılarını yaptılar ama benim yemem yasaktı. Bana az önce ayaklarını soktukları leğenin içine kırıntılarını atıyorlar, ayaklarıyla ezip öyle yediriyorlardı. Esra ablam çubuk krakerleri ayak parmaklarının arasında bana uzatıp ağzımla aldırıyordu. Sonraki gün sinemaya gideceklerdi. Burçak abla kapıya gelince Esra ablam kapıyı açıp beni çağırdı, ben emekleyerek gelip ayaklarının dibinde ona hoş geldin dedim. Kız “bu hala böyle sürünüyor mu” dedi ve gülüştüler. Burçak abla hemen oyuna katılıp “çekil ayağımın altından” diyip ayağıyla itti beni. Esra abla zaten her bahaneyle üstüme basıyor, itip kakıyordu. Kızınca bir çırpıda çorabını çıkarıp ayaklarını öpmemi emrediyordu. Odadan çoraplarını emekleyerek gidip, ağzımda getiriyordum. Bazen kendi çorabımı ağzımla çekiştirip çıkarmamı ve kendi ayağımı öpmemi istiyordu. Bunu yaparken çok zorlanıyordum, onlar da çok eğleniyorlardı. Sinemaya beni de götürmeleri için ikisinin de ayaklarını 20 kere öpmek zorunda kaldım ama yine de götürmediler. Akşama beni götürmediler diye yengeme şikayet eder gibi oldum, Esra abla durumu toparlayıp beni odaya çekti ve ayaklarını öptüğümü erkeklere söylerim, rezil olursun diye tehdit etti. Bizim okulda üst sınıflarda okuyan bir çocuk vardı mahallede ona söylerim okulda da rezil olursun dedi. Tabi korkumdan bişey söyleyemedim. Sadece başkalarının ayaklarını öptürmemesini istedim, kabul etti. Artık o burçak ablaya gidiyordu ama bana makyaj yapmaya, kız gibi giydirmeye, ayaklarını öptürmeye tatilin ikinci haftası da devam etti. Sonraki sene artık ben kadınların ayaklarından gözünü alamayan, evde annesinin çoraplarını, elbiselerini, ayakkabılarını giyen biri olup çıkmıştım. Gözüm hep Esra ablanın ayaklarındaydı ama artık büyüdüğüm için bu oyunlarımız saçmalaşmıştı. Bir daha hiç ayaklarına dokunamadım. Eskilerden hiç bahsetmiyordu. Ben lisedeyken karşımda ayaklarına oje sürerken konuyu açtım: eskiden nasıl oyun oynardık, ben sizin uşağınız olurdum dedim. Sadece “hııı” diye onayladı. Biraz daha zorladım:burçak ablanın ayakları ne çirkindi di mi? Senin ayakların o zamanlardan beri çok güzel dedim. “Evet, burçaklar afyona taşındı” diye konuyu değiştirdi. O günden beri çok istememe rağmen hiçbir kadının ayaklarını öpemedim…

sevim ablanın ayakları

ben ali 18 yaşındayım.bizim alt komşu sevim abla ile başımdan geçenleri anlatacağım.sevim abla 32 yaşında bir kadındı.benim kadında ilgimi çeken yer ayaklarıydı.bizim kiracı olduğu için anahtar vardı ve evde olmadığı zaman gidip onun kirli dolapından tüm çoraplarını koklardım.yine birgün ailecek gitmişlerdi.evde kuzenim vardı.ona sevim ablayı anlatıyordum.oda fetişti.artık onu azdırdım.hemen yukarı gittik ve onla bütün çorapları koklayıp onlara boşaldık.artık oda bende onun ayakları için elimizden geleni yapacaktık.bir plan yapmıştık kuzenim cem in dediği ilaçı ona içirip işimizi görmeliyiz.artık planı uygulama zamanı geldi.birgün bize geldi çay içmeye annemlerle içerken çayına attım ilacı.etkisi yarım saat sonra gösteririmiş.hemen cem i arayıp çağırdım yarım saat sonra yine ahantarla eve gittik.bir baktım sevim abla çekyatta sızmış.işte tam istediğimiz gibi.hemen çekyatı açıp büyüttük.üstünde bir bluz altında uzunbir etek.kendisi türbanlı olduğu için hiç açık birşey giymez.hemen eteği çıkardık ve siyah külotlu çorabı çıkardık.ilk onu kokladık.sonra cem sol ayağına ben sağ ayağına yapıştım.müthişti ayakları.bembeyazdı ve beyaz ojeliydi.ilk kokladım.sonra yalamaya başladım.topuktam parmaklarına kadar 20 dk yaladım.birbaktım cem dayanamayıp ayakğına boşaldı.ama ne boşaldı.ayaktan bacağa kadar.bende boşaldım.bir saate kadar sevim ablanın ayaklarını yaladık.artık uyanacaktı.geri giyderecekken iki ayağıda döldü.hemen bir kova ve bezle ayaklarını yıkadık ve son bir kez daha yalayıp.geri çorabı giydirdik.ama o çorabı eve götürdüm.dolaptan yeni bir çorap giydirdim.o çorabı hergün koklayacaktım.birgün merdivenden eve çıkacaktım sevim abla çıktı ve dediki beğendimmi ayaklarımın tadını dedi.şok oldum.anlamıştı.ama oda zevk aldı.ve bana yarın gel dedi.gittim ki dolabı açmış tüm çorapları ordaydı.şeç dedi ve siyah desenli biri vardı.onu giydirip.1 saat yaladım.artok her hafta gidip onun ayaklarını yalıyorum.çok sağol sevim abla zuleyha abladan sonra senin ayaklarını ezberledim.zuleyha abla kim derseniz oda eski fetişim arayın bulun

escort eryaman
keçiören escort
escort çankaya

fatma ablanın tüysüz amı

Fatma abla, çocukluktan ilk gençlik yıllarıma geçtiğim günlerde bana gösterdiği çocuksu ilgiye karşılık, seksi ilk keşif günlerimin idolüydü adeta… Birçokları onu seksî bulmayabilirdi, ama şarkıcı nilüfer’e benzeyen yüzü, o sıcak tebessümü ve çıtı pıtı hâli beni deli ediyordu. Hele o arkaya çokça çıkık biçimli kalçalarını seyretmek ve onun üzerinden kayarak boşaldığımı hayal ederek otuzbir çekmek müthiş bir keyifti.Onu en son gördüğümde ben on altı, o ise yirmi yaşındaydı. Boyu çok uzun sayılmaz, hatta kısa bile denilebilirdi. Biz o mahalleden taşınalı yirmi sene olmuş ve onunla bağlantımız kopmuştu.Fatma ablaların yeni taşındığımız sitede oturduklarını bize hoş geldin ziyaretine geldiklerinde öğrenmiştim. O da benim gibi hiç evlenmemişti. Aradan geçen yirmi yıla rağmen onu görür görmez sikim yine taş gibi olmuştu. En az yirmi yıl önceki kadar çıtır görünüyordu. Babası ölmüş, hayırsız kardeşi onları terk edip Almanya’da bir hayat kurmuş, Fatma abla ise annesiyle yaşıyordu.Benim bilgisayardan anladığımı öğrenince “bir gün geleyim de bana öğret” demesi benim için sanki bir hediyeydi. “Seve seve” dedim; “seve seve…”O gün Cumartesi idi… Aylardan mayıs… Annemle babam Karadeniz turuna çıktıkları için evde yalnızdım. Bir haftalık yiyecek stoğum ve ben, ne yapsam diye düşünürken Fatma abla geldi aklıma… Telefon edip durumu anlattım ve bize gelirse ona bilgisayar konusunda bilmediklerini öğretebileceğimi söyledim. Telefonda bana annesinin iki günlüğüne teyzesine gittiğini, memnuniyetle gelebileceğini söyledi. Ben bambaşka ümitlerle ve üzerimdeki şort ve kolsuz tişörtle onu beklemeye koyuldum.Fatma abla, 3 blok ötedeki evlerinden hemencecik gelivermişti. Üzerinde, çiçek desenli, kolsuz bir elbise vardı. Elbise boyu diz altıydı ama dekoltesinin derinliği göze batıyordu. Elbiseden belli olan meme uçlarına bakılırsa sutyen takmamıştı. mail alıp verme konusunda bilgi verdim biraz… Çabuk sıkıldı ve sordu: “-Adil, içecek bir şeyler var mı dolapta?”“-Kola var içer misin?”Kolalarımızı içerken eskilerden konuşmaya başladık. Ben onun rahat tavırlarından ve elbisesinin açıklığından iyice azmıştım. Benim gözüm sık sık onun meme uçlarına, onunsa önümde anbean artan kabarıklığa takılıyordu.“-Hadi ben evin sorumluluğunu yüklenmekten, anneme hayatımı adamaktan dolayı evlenemedim; ya sen Adil, sen niye evlenmedin?”“-Biliyorsun be Fatma abla durumları… Önceleri ben istemedim, sonra da beni istemediler… Kaldık işte… Yaş otuz altı oldu, bu saatten sonra da zor…”“-Olur mu öyle şey?…” dedi Fatma abla yirmi yıl önceki gibi göz kırparak; “daha gencecik adamsın!”Onun bu samimi tavrından kuvvet alarak; “sen de…” dedim; “sen de çok güzelsin…” Mahcup bakışından cesaret alıp elimi bacağına koyarak konuştum:“-Biliyor musun yirmi yıl önce de seni çok beğenirdim; hatta laf aramızda seni düşünerek az mı otuzbir çekmiştim?”Biraz utandı gülerken; ama tepki göstermeden de sordu:“-Hâlâ masturbasyonla idare ediyorum deme sakın, inanmam!”“-Önceleri kendimi eşime saklıyordum; sonra vazgeçtim ama bu sefer de gerçekten istemenin ve istenmenin önemli olduğunu görüp kimseyle yatmadım.”Bir an susup şaşkın gözlerine bakarak güldüm:“-Pratiğim yoktur ama teorim süperdir.”Farkında olmadan “ben de hiç yaşamadım” cümlesi çıktı ağzından, pişmanlığı uzun sürmedi. Kolumu boyuna attım ve onu kendime çekip çekingen ve itiraz eden anlık hareketlerine aldırmadan dudaklarından öptüm. Bir beş saniye kadar direndi ama sonra kendini saldı. Uzun öpüşmemizin ardından ikimiz de nefes nefeseydik. Kulağına eğilip: “yaşamadıklarımızı yaşamaya ne dersin? Sana söz; sen tamam demedikçe bekâretine dokunmayacağım.”Kızaran yanakları ve gözleriye onayladı beni… Onu elinden tutup odanın diğer tarafındaki yatağa sürükleyip uzattım. Bu arada yatağı tam gören açıdaki kamerayı uzaktan kumandayla çalıştırmayı da ihmal etmedim. Hiç konuşmadan ve acele etmeden elbisesinin beline kadar inen fermuarını çekerek elbiseden kurtuldum. Yaşına göre göğüsleri oldukça diriydi. Üzerimdekileri çıkartırken, kılları yeni alınmış sikime bakmamaya çalışıyordu. Üstüne çıktım, dudaklarından başlayarak boynunu, omuzlarını, memelerini ve göbeğini eme eme aşağıya indim. Pürüzsüz bir cildi ve beni çıldırtan bir kokusu vardı. Ben onu emip koklarken nefesi sıklaşmıştı ve ara ara bacaklarına değen sikim onu ürpertiyordu. Dantelli külotunu çekip çıkarttığımda kılsız amcığı karşımdaydı. Göbeğinden başlayarak yaladım tekrar, balkutusuna indiğimde geçen kısa süreye nazaran ıslak sayılırdı. Dilimle klitorisini her uyardığımda onun yay gibi gerilişi beni iyice heyecanlandırmıştı.Artık iyice sertleşen sikimi daracık amcığından göbeğine doğru itinayla yerleştirerek usulca üzerine uzandım. Kulağına “korkma, sokmayacağım… Amacım senin gelmeni sağlamak… Bunun için de kızlığına erişmeden yavaş yavaş yapacağım” dedim fısıltıyla…Bir taraftan sikimin uç kısmını hafif hafif bal kutusunun girişine doğru bastırıyor, bir taraftan da memelerinin ve dudaklarının tadını çıkarıyordum. “-Ohh yavrum benim; yıllardır nerdeydin sen? Çok güzelsin bir tanem!”“-Ihhh, ohhh, ııhhh, ç.çok güzelmiş, nasıl bişey bu, nasıl bir tat, nasıl bir heyecan… Sahip ol bana Adil, ihhhh, ohhhh… Adil’im…”“-O da olacak yavrum, sen gelene kadar bozmadan sikecem seni, bozmadan… ohhh…”Hareketlerim oldukça yavaş ve dikkatliydi. İnlemeye başlamıştı. Giriş biraz fazla olunca hafif çığlık atıyor, geri çekilmemle normale dönüyordu. Dakikalar sonra bir deprem misali titreyerek boşaldığını hissettiğimde kızlığına zarar vermemek için göbeğine yasladığım sikimle üzerine yüklenerek ben de deliler gibi boşaldım!Nefes nefese yana yattım, en çok bir dakika öyle durduktan sonra hem zevkten, hem de yaşadığı olayın tesirinden yanakları kızarmış Fatma ablaya yan dönüp küçük bir öpücük kondurduktan sonra “dur bekle, temizleyeceğim” diyerek kalktım yanından… Yandan peçete ve ıslak mendil aldım bol bol… Göbek deliğinden neredeyse memelerine kadar olan bölüm bir sperm gölü olmuştu. Yan yatarak yavaşça önce normal peçeteyle spermlerimi aldım; sonra ıslak mendille spermlerin temizlendiği bölgeleri sildim. Dizlerimin üstünde durarak onun gözleri önünde benzer temizliği yapış yapış olmuş sikime de yaparken konuştu:“-Ufalmış… Hâlbuki demin ne biçimdi…”“-Merak etme Fatma abla, gene olur… Bırakmam seni, bu gece buradasın! Nasılsa annen de yok, bizimkiler tatilde zaten…”“-Ne biçim adamsın be Adil; yarım saattir neler yapıyorsun, hâlâ abla… Oldu mu şimdi?”Yanına uzanıp sarıldım:“-İşin güzelliği orda Fatma abla, işin zevki orda… Nasıldı; hoşuna gitti mi?”“-Hem de nasıl… Tam söylenen gibiymiş, kızgın kumlardan serin sulara atlar gibi!”“-Esas gerçek zevki yaşayınca daha da mutlu olacaksın, emin ol!”“-Senden bişey istesem…” dedi…“-Söyle!” dedim; “-Çekinme!”“-Ona dokunabilir miyim?” Gözüyle sikimi işaret ediyordu.“-Elbette…” dedim; “-Hatta nasıl yapacağını da göstereyim bak…”Ben sırtüstü yattım; o yanımda bacakları kıvrık duvara yaslandı… Ben otuzbir çeker şekilde sikimi sıvazlarken ona anlatıyordum:“-Bak böyle yapacaksın bir elle, diğer elinle de taşaklarımın altını kaşır gibi okşayacaksın… Beni tekrar hazır et; ben de senden bişey isteyeceğim!”O işine başlamış bana gülücükler atarken ben de onun memişlerini okşuyordum. “-Elimde büyüdüğünü hissediyorum; hem sert, hem yumuşak… Ne tuhaf…” deyip duruyordu heyecanla…O an benim yanımdaki cep telefonu çaldı. Arayan annesiydi. Açmadan fısıltıyla konuştum; “bir elle işine devam et, diğeri ile konuş!”İtiraz etmeden yaptı.“-Alo anne, nasılsın? …. Ben mi? Adil’lerdeyim, bilgisayar öğretti bana… Hâlâ da öğretiyor…” (göz kırptı) O konuşurken olayın heyecanıyla sikim ilkinden daha sert ve haşmetli olmuştu. Telefonu kapattığında kahkaha atıyordu:“-Annem diyor ki, çocuğu çok yorma, yemek yap, doyur! İçimden dedim; ‘doyuruyorum merak etme’”“-Deseydin; ‘anne o da beni doyurdu’ diye…” Gülüştük…Sikim artık kıvama gelmişti… “Uzan yanıma şöyle” deyip ona yanıma çektim. “-Şimdi de ben senden bir şey isteyeceğim Fatma abla!”“-Nedir?”“-Yirmi yıl önce o çok beğendiğim kalçalarından kayarak boşalmayı hayal ederdim. Şimdi bunu gerçekleştirmek istiyorum; olur mu?”“-Kayarak boşalmak derken?… Arkama sokmayacaksın di mi?”“-Yok yok, giriş yok… Sadece deminki gibi sürterek boşalacağım, bu sefer sırtına doğru olacak…”“-Peki” deyip yüzüstü döndü:“-Domalmam gerekiyor mu?”“-Yok gerekmez, tam hayal ettiğim şekilde olmalı!”Yüzüstü yatınca o muhteşem poposu ortaya çıktı. Nazikçe elimi poposunda gezdiriyordum:“-Vay be…” dedim; “-Kim derdi ki hayaller yirmi yıl sonra gerçek olacak diye…”Bir yandan da omzunu öpüyordum. “-Biraz beline yük binebilir ağırlığımdan ama çok sürmez merak etme!” dedim. Yavaşça kalkıp bitişik bacaklarını altıma alarak hafifçe oturdum. Poposunu birkaç dakika okşadıktan ve öptükten sonra sikimi bedenlerimizle paralel bir biçimde göt yanaklarının arasına poposunun bitip bacakların başladığı yerden yukarı doğru yerleştirerek üstüne yattım. Bu sefer ağırlığımdan dolayı inliyordu. Memelerini avuçlayıp harekete başladım.“-Ohh Fatma abla, ikimiz de tazeyken sikişemedik ama şimdi bak her yola getirdim seni… Tahminimden de yumuşakmış götün… Ohhhh, muhteşem…Tam on dakikalık gitgelden sonra çığlık atarak boşaldım:“-Zevk suyumla yıkayacam seni yavrum, döl manyağı yapacam seni! Ohhh… İşte bu, işte bu… Geliyorum, geliyorum… Geldimmm!”Gelgitlerin şiddetiyle taşaklarım poposunda, sikimse beline paralel havada kalmıştı boşalırken… En çok ta o bölgesini severdim. Beliyle poposu arasında kalan kıvrım öyle derindi ki, “küçük bi çocuk oturabilir buraya” derdim eskiden…Devamı mı? İsterseniz neden olmasın?

Fatih escort
Fındıkzade escort
Halkalı escort

gozde ablanin muhtesem ayaklari

Gözde Abla`nın Muhteşem Ayakları Merhaba, ben 23 yaşında tam bir ayak fetish`iyim. Sizlere yaşadığım bazı maceralarımı yazmak istiyorum. Ilk olarak murat abinin eşini anlatacağım. Murat abinin eşi 1, 65 boylarında sarışın bir kadındı, iki çocuk doğurmasına rağmen hala 18 lik kızlara taş çıkarırdı. Ayakkabı numarası36`ydı. kadının adını hatırlayamadığım için bir rumuz kullanacağım. Mesela gözde olsun.. Gözde abla bizim yan apartmanda otururdu, topuklu beyaz bir terliği vardı ve onu hep kapının önünde bırakırdı. Apartmana elli türlü numara yapıp girerdim ve terliklerini alıp büyük bir zevkle yalardım. Bu inanılmaz bir şeydi, kadının ayağında öyle güzel bir koku vardı ki, terlikleri inanılmaz kokuyordu. Onları saatlerce koklar saatlerce yalardım. Tabiyki bunlar gece yarısı oluyor, o sırada herkes uyuyor. Bir gün saat 23 30 sularında apartmana girdim, elimde bir okul çantası vardı, terliklerini alıp çantaya attım ve doğru eve gittim. Yatağıma uzanıp onu sabırlı bir şekilde saatlerce kokladım, yaladım. Saat gece yarısı 3 45 civarıydı, defalarca terliğin üzerine boşalmıştım. Sonunda terliği temizleyip yerine koymaya gittim. Terliği tam yerine koyarken kapı açıldı ve karşımda sinirli bir abla duruyordu. Gözde abla çok sinirliydi. Onun söylediklerini yapacaktım… Bana içeri girmemi söyledi, çok korkmuştum, allah`tan murat abı evde yoktu. O gece nakliye işi için bursa`ya gitmiş. Gözde ablaya bu olayı murat abiye söylememesi için yalvardım. Gözde ablanın siniri geçince benimle bir anlaşma yapmak istediğini söyledi. Tereddütsüz kabul ettim. Beni kimseye söylemeyecekti ama bende onun söylediklerini yapacaktım. Saatlerce yaladığım terlikleri bana uzattı ve tekrar yalamamı istedi. Tam yalıyordum ki hayır dedi, içini değil altını yala!! Şok olmuştum, iyi ama altı leş gibi dedim. Bana ya altı yada murat abin dedi. Bende mecburen ayakkabının altını yalamaya başladım. İşte madalyonun öbür yüzü. Bana zevklerin en güzelini veren o terlik o anda miğdemi bulandırmıştı. Terliği tertemiz yapana kadar bana yalattı. Sonra ayaklarının bu kadar güzelmi olduğunu söyledi, bende evet dedim. Bana hayatında kimsenin ayaklarını yalamadığını söyledi. Bu bir davetmiydi? Hala midem bulanıyordu, ne diyebilirdim, sustum. İşkence edeceğini söyledi… Bana, eğer istersem ayaklarını yalatacağını, ancak bana biraz işkence edeceğini söyledi. Buna hayır diyemezdim, zaten beni esir almıştı. Seninim dedim, bana ne istersen yap, istersen çiğneyerek, vurarak öldür. Ayak parmaklarında oje yoktu ama çok bakımlıydı, zaten onun ojeye falanda ihtiyacı yoktu. O narin ve küçük ayakları harikaydı, ne ojesi!! Beni önce çırılçıplak soydu ve sonra girişteki portmantoya diz çökmüş vaziyette bağladı. Kullandığı bütün ayakkabıları tek tek giydi ve suratıma bastı. Ayakkabılarını suratımda ve vücudumda tek tek temizledi. Bunu yaparken bazende bana vuruyordu. Yüzüme karnıma, cinsel organıma, sert bir biçimde vuruyordu. Canım yanıyordu ama umurumda değildi. Hayatımın kadınına köle olmuştum. En son ayaklarına gelmişti sıra. Ayaklarını uzattı bana. Tam dilimi uzatırken ayaklarını çekiyordu. İşte işkencelerin en kötüsü. Her şeyi yapmıştı ama ayaklarını yalatmamıştı. Yalvarmamı istiyordu, bende bunu yapıyordum zaten. En sonunda ayaklarını uzattı ve al senin olsun dedi. O yerde oturuyordu ve ayakları benim yüzüme yapışmıştı. Yalamadığım en ufak yeri kalmadı ayaklarının. Sonra cinsel organıma sürdü ayaklarını ve o anda titremeye ve ağlamaya başladım. Öyle bir haldeydim ki, ellerimi kullanamıyordum, boşalamıyordum.. Ayak parmaklarının arasına… En sonunda ağlayarak ayaklarına boşaldım. Boşaldığım yeri yalamamı istedi ve her damlasına kadar yaladım. Sonra beni çözdü ve elime bir bal verdi, al bunu ayaklarıma sür ve yala dedi. İşte işin zevkli kısmı başlıyordu, ben artık bağlı değildim. Balı ayak parmaklarının arasına döküp iştahla emmeye başladım. Patronum hep gülüyordu hiç zevk aldığını hissettirmedi. Sanki bana acıyor ve dalga geçiyordu. Pespembe topukları inanılmaz kokuyordu hala.. Saat neredeyse 10 olmuştu, saatlerce ayaklarını yalamıştım ama hala doyamamıştım. En sonunda yeter sıkıldım diyerek uzaklaştı benden, sonra yaklaştı ve üzerime çıktı. Beni bir köpek gibi eziyor ve vuruyordu. Sonra üstümden indi ve elleriyle bana mastürbasyon yaptırmaya başladı. O anda kaçıncı kez ağladığımı ve kaçıncı kez boşaldığımı hatırlamıyorum ama tekrar boşalmıştım. Sonra bana giyinmemi söyledi. Giyindikten sonra beni bir köpek gibi azarladı ve kovdu. Gözde abla bir daha terliklerini hiç kapının önünde bırakmadı ve bir daha aramızda hiçbir şey olmadı. Peki o gün bana neden bunları yapmıştı??? Gönderen: Yesilim